Yıldırım Bayezid Han’ın Düğünü

yildirim-bayezid-han-dugunGermiyan Beyi Süleyman Şah oğlu Yakup Bey’i huzuruna çağırdı: Kendisine çeşitli konularda nasihat ettikten sonra:

‘’Oğul! Bu Osmanoğulları dini güçlü kılmada, İslam’ın hizmetinde çok ileri gittiler. Görünüşe göre sonu hayırlı olan saltanatları da uzun süre devam edecektir. Onlara güvenmek ve bağlılık iyi sonuçlar sağlar. Can bedende iken, ömürden geri kalan kısa günlerde bu soylu aile ile hısımlık kurmak dostluk ve muhabbet dileklerimi yerine getirmek başlıca emelimdir.’’

Süleyman Şah’ın günlerdir tasarladığı bu yerinde tasavvurunu son yolculuğuna çıkmadan açıklamak istemişti. Belki yıllardır faaliyetlerini yakından takip ettiği, ömürlerini cihat etmekle geçiren bu gazi beylerle yakınlık ve akrabalık kurarak şereflenmek istemişti.

Belki de Anadolu Türk beyliğini kurma yolunda diğer beylere öncülük etmek istiyordu. Zira on parça halindeki Anadolu bu şanlı ve uğurlu alimlerin duasını kazanmış, Osmanoğulları’nın idaresinde tek bir birlik halinde olursa o zaman Avrupa’daki ilerlemeyi görmek gerekirdi.

Süleyman Şah sabırsızdı. Derhal devrin ileri gelen alimlerinden İshak Fakih başkanlığında kalabalık bir elçi heyetini Murad Hüdavendigar’ın katına gönderdi.

Namesinde Osmanlıların dine hizmetlerini övüyor, devamını diliyor, akrabalık kurma isteklerini belirtiyordu. Bu maksatla Kızı Devlet Hatun’u şehzade Yıldırım Beyazid’e vermeyi teklif ediyor çeyiz olarak da Kütahya, Simav, Eğrigöz ve Tavşanlı kalelerinin verileceğini belirtiyordu.

Murad Han bu güzel dileğin kabul edildiğini bildiren bir nameyi elçilik heyetine teslim ederken her birini kıymetli hediyelerle sevindirip uğurladı.

Gazi Hünkar, bundan sonra bir taraftan düğün hazırlıklarını başlatırken diğer taraftan etrafın beylerini okuyucular gönderdi. Karamanoğulları, Hamidoğulları, Menteşeoğlu, Saruhanoğlu, Aydın ve Tekeoğlu, Candaroğlu ve Mısır Sultanı baharda yapılacak düğüne davet edildiler. Yüce padişah kendi silah arkadaşlarını da bu mutlu gününde yanında görmek istemişti. Bu itibarla Sancak beylerine de haberciler giderek düğüne katılmaları istendi.

Dünyanın canlandığı, bitkilerin parıldadığı, çiçeklerin bin bir çeşit kokular yayıldığı 1381 yılı bahar günleri… Bursa’da geniş ve ferah bir alanda çeşitli yiyeceklerle dolu siniler, sofralar kuruldu. Devlet ekranı, padişahın yakınları rütbe ve görevlerine göre kendilerine ayrılan yerlere oturmuşlardı.

Çevredeki hükümdarlardan, beylerden çeşitli armağanlarla gelen elçiler bunları gazi Hünkara sunuyorlar ve mecliste kendilerine ayrılmış yerlere geçip nimetlere gark oluyorlardı.

Mısır hükümdarının elçisi, sultanının sevgilerini bildirdiği mektubunu sunduktan sonra maiyetindekilerboylu poslu, kula ve yürük atları takdim ettiler. Arap işi nefiz eşyalar ve sultana yakışır hediyeler onları tekip etti.

Ardından Hamid, Aydın, Saruhan, Menteşe, Kastamonu veKaraman beylerinin elçileri göz alıcı hediyelerini sundular. Karşılığında armağanlarla sevindirildiler.

Şimdi Rumeli beylerinin önde gelenlerinden Evrenos Bey’in hediyeleri geliyordu… Yüz erkek köle… Onunun elinde halis altınla doldurulmuş tabaklar. Onunun elinde gümüş akçalarla dopdolu gümüşten sahanlar. Onları izleyen seksen delikanlının elinde ise ham gümüşten işlenmiş kadehler, şamdanlar, maşrapalar, ibrikler, göz alıcı güzellikleriyle parlıyorlardı. Ardından yüz cariye nice süslü, işlemeli giysiler, gerdanlıklar, mücevherler ile geçtiler.

Bütün elçiler hayret, hayranlık ve şaşkınlıkla bu manzarayı seyrediyorlardı. Hünkar’ın bir kulu bu kadar büyük hediyeler ve armağanlarla nasıl gelmiş olabilirdi.

Bir görevlinin gücü bu ölçüde olunca, onun şanlı hükümdarının imkanları ile kudretinin ne derecede olacağı, ne kadar yüksek bir mertebede bulunacağı olayı görenlerin akıl sınırlarını zorluyordu.

Oysa Murad Han’ın davranışı bu işin değil akılla, hayal sınırları ile de çözülemeyeceğini gösteriyordu.

Evrenos Bey’in hediyelerini olduğu gibi Mısır Sultanına verilmek üzere elçilerine takdim etti. Öteki beyler için de kendilerine layık hediyeler güzel armağanlar yollandı.

Mısır hükümdarının yolladığı cins atlar ve savaş aletleri ise cihat yolunda kullanılmak üzere Evrenos Bey’e verildi.

Ayrıca cümle ulemaya ve ümeraya nice hediyeler layık görüldü.Düğüne gelen fukara taifesine ise o kadar bahşiş verildi ki yoksulun yoksulu gelenler zengin olup gittiler.

İşte Yıldırım Beyazid ile Devlet Hatun’un düğün törenleri nice görkemli alaylara ve hayırlı olaylara vesile oldu. Öte yandan Yıldırım’ın hanımı Devlet Hatun’un annesi Mutahhara Hatun, Mevlana Celaleddin-i Rumi’nin oğlu Sultan Veled’in kızı idi. Bu itibarla ana cihetinden Mevlana hazretleriyle akrabalık kurulmuş oluyor ve Yıldırım’ın evlatlarıyla birlikte Osmanlı şehzadeleri Çelebi lakabıyla anılmaya başlıyordu.

 

Prof. Dr. Ahmet ŞİMŞİRGİL

 

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Required fields are marked *

*