İlk Aşk

Paylaşmak güzeldir

Osman-Gazi-İlk-Aşk

Osman büyüyüp gelişmiş kara-yağız bir delikanlı olmuştur. Saçları ve kaşları simsiyah olduğu için Kara Osman demektedirler ona. Ertuğrul Gazi seferlerde onu da yanında götürmektedir artık. Fırsat bulbukça da şeyhi Edebalı’nın sohbetlerine ve derslerine devam etmektedir.

Ancak son zamanlarda Osman’ı ince bir düşünce sarmıştır. Dalgındır ve bazen saatlerce atıyla gezmektedir. Şeyhin kızı Malhum Hatun’dur bu düşüncenin sebebi. Malhum Hatun ahlak ve cemal yönünden bütün güzellikleri taşımaktadır. Kara Osman bu sevdaya fazla dayanamaz. Malhum Hatun’u babası Edabalı’dan istetir. Dizi dibinde yetiştiği şeyhinin kendisini kırmayacağından o kadar emindir ki…

Oysa gelen cevap beklediği gibi değildir. Şeyh: ‘’ Şimdi zamanı değil’’, diyerek bu isteği geri çevirivermiştir. Kara Osman mahzun olur. Ancak şeyhine karşı söyleyebilecek ne sözü olabilir ki… Bey çocuğudur, ne dese olur sanırdı. Ancak hocasının yıllardır nefsine muhalefet etmesi yönünde yaptığı telkinlerin imtihanını mı veriyordu?

Bir gün Sultanönü(Eskişehir) beyi ile sohbetlerinde bu konu gündeme geldi. Eskişehir beyi konu ile ilgileneceğini ve bu hususta aracı olacağını bildirdi. Şeyh Edebalı o sırada Sultanönü’ne bağlı itburnu köyünde kalıyordu.

Oysa Eskişehir beyinin asıl maksadı çok farklıydı. O meziyetlerini dinlediği bu kızı Osman’ın yerine kendisine isteyecekti. Böylece bu nüfuzlu şeyhin kudretinden de istifade edebilecekti.

Şeyhin, kendisini red edeceği hatırına dahi gelmiyordu. Oysa Edebalı’nın cevabı bu ikiyüzlü beyin yüzüne tokat gibi çarpıldı. ‘’Hayır kesinlikle olmaz’’. Düşüneyim bile dememişti Edebalı.

Eskişehir beyi huzurdan kızgınlıkla ayrıldı. Kafasında alçakça planlar vardı. Güzellikle olmazsa zorla da almaya muktedirdi. Ancak Şeyh Edebalı o sabah erkenden; ‘’Geçme namert köprüsünden koaparsın su seni’’, diyerek Eskişehir beyinin topraklarını terk etti ve dostu Ertuğrul Bey’in arazisine kondu.

Şeyhin, Ertuğrul Beyin topraklarına göçmesi Eskişehir beyni müthiş öfkelendirdi. Kıskançlık ve intikam ateşiyle yanmaya başladı. Osman’ı ilk fırsatta ortadan kaldıracaktı.

Nitekim Osman’ın, ağabeyi Gündüz ve birkaç arkadaşıyla İnönü tekfurunun hisarında olduğunu duyar duymaz adamlarıyla gelerek kaleyi kuşattı. Tekfura adam gönderip Osman’ın teslimini istedi. Tekfurun adamları Osman’ı teslim edip etmemek hususunda tartışa dursunlar Osman Bey, ağabeyi Gündüz Alp ve yoldaşlarıyla kaleden süratle çıktı. Ne olduğunu anlayamayan Eskişehir beyinin adamlarına ilk darbeyi indirdikten sonra şaşkınlıklarından istifade ile Söğüte doğru kaçmaya başladı.

Müthiş bir kovalamaca başlamıştı şimdi. Osman ve yoldaşları bir taraftan arayı açmaya çalışırken diğer taraftan çevredeki tanıdıklarını yardıma çağırıyorlardı. Kovalayan güçlerin birbirinden iyice koptuğunu gören Osman, arkadaşlarıyla bir kez daha dönüş yaptı. Şiddetli çarpışma sonucunda Eskişehir beyinin adamları bozguna uğrayıp kaçmaya başladılar.

Ancak Harmankaya tekfuru Köse Mihal kaçamayıp yakalandı. Osman Gazi huzuruna getirilen Köse Mihal’e baktı. Bahadır bir yiğide benziyordu. Edebalı’nın ‘’Zaferin zekatı affetmektir’’, sözünü hatırladı.Ona serbest olduğunu, istediği yere gidebiliceğini bildirdi.

Köse Mihal canına kastettiği Türk’ün kendisini af ve azad ettiğini görünce sevinçten ellerine sarıldı: ‘’Bundan böyle en yakın yardımcın ve dostun ben olacağım, ne olur bana güvenin’’, dedi. İleride Avrupa’yı titretecek akıncı kollarından birine adını verecek olan Köse Mihal, Osman ve yoldaşlarını selamlayıp uzaklaştı.

Prof. Dr. Ahmet ŞİMŞİRGİL

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Required fields are marked *

*

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.