Gazi Süleyman Paşa’nın Fetihleri

 

Şehzade Süleyman Paşa, Rumeli’ye geçmeyi kararlaştırdığı vakit, adeti olduğu şekilde duası makbul olanlardan yardım dileğinde bulunmuştu. Manevi durakların başındakilerden Mevlana Celaleddin Rumi’nin halifelerinden birisi tam hareket esnasında yanlarına geldi. Şehzade ile görüşüp ona bir Mevlevi külahı hediye edip hayır duada bulundu.

Selametle Rumeli’ne ayak basıp kaleler fethine başlayan şehzade bu başlığı güzel kokularla bezeyip süsledi. Ayrıca ona benzer altın bezeli bir külah yaptırarak sipahiler arasında mevki sahibi olanlara giydirdi.

Şanlı şehzade Bolayır’ı kendisine üs olarak seçerken Ece Bey ile Gazi Fazıl’ı Gelibolu’ya gönderdi. Bu gaziler Gelibolu çevresini ele geçirip halkı yerlerinde bıraktılar. Ece Bey’in elinde feth olunması sebebiyle bölgeye Ece ovası denildi.

Konurhisar tekfuru Kalakonya Gelibolu tekfurunun akrabası olması dolayısıyla geceleri adamları ile çıkıyor gazilere baskınlar yaparak zarar veriyordu. Süleyman Paşa durumu haber alınca derhal seçme yiğitleri ile geceleyin gelerek pusuya yattı. Kalakonya adeti üzere adamlarıyla kaleden çıkıp henüz birkaç yüz metre ilerlemişti ki, Allah Allah avazelerinin arasında kaldı. Türk yiğitleri arslan sığıra, kurt koyuna teslim alındı. Yakalanan tekfur gazilere verdiği zarar dolayısıyla darağacına çekilirken ele geçirilen sayısız mal ve para da gazilere dağıtıldı.

Günlerdir kuşatma altında tutulan Gelibolu tekfuru, Kalakonya’nın başına gelenleri duyunca aklı başından gidip çoluk çocuğu ile bir gemiye binerek İstanbul’a kaçtı. Gelibolu, Frenk ve Rum ülkelerinin geçit yeri, doğu ve batı kervanlarının Kefe, Kırım, Rusya ve diğer kuzey ülkelerine giden gemilerin yolu üzerinde bir iskele olmakla, ülkeler açan bir anahtar değerinde idi.

Gazi Fazıl Bey, Gelibolu’nun gaziler eline geçmesi dolayısıyla kaleme aldığı zafer-namesi ile Türk yiğitlerinin cengaverliklerine tercüman olmuştur.

Bastık yine düşmanları avn etti Hüdamız

Har oldu aduvvun gözüne tır-i gazamız

Te’yide nüzul etti bütün gökteki ervah

İmdada kıyam eyledi yerden şühedamız

Allah’dan imdad umarız merd-i gazayız

Allah yoluna cism ile cam ile fedayız

Süleyman Paşa fetihlerin genişlemesi üzerine keremli babasına haber göndererek: ‘’Devletlü sultanımın himmetiyle Rumeli feth edilmeye başlandı. Düşmanın gayet zebunluğu vardır. Bu tarafta fethedilen hisarlara koymaya çok adam gerek. Lütf edip yarar yoldaş gönderiniz’’, diye istekle bulundu.

Anadolu’dan yeni birlikler gelirken şanlı şehzade, Malkara ile İpsala nahiyelerinin zaptı için Hacı İlbeyi’ni görevlendirdi. Kendisi ise Tekfurdağı(Tekirdağ) cihetine yöneldi. Rastladığı hisarların kimini hoşlukla kimini ise zorlukla ele geçirdi. Ardından Hayrabolu ve Çorlu üzerine akınlara başladı.

Bu sırada Malkara ve İpsala kaleleri de Hacı İlbeyi eliyle Osmanlı hakimiyetine alınıyordu.

Gazi Süleyman Paşa üç-beş yıl içerisinde Rumeli bölgesinde öyle bir şöhret yaptı ki Engürüs, Bulgar, Eflak ve Sırp kralları tahtlarının salladığını hissettiler. Bu genç muhabirin ortaya çıkması üç koldan ikişer üçer yüz kişilik kuvvetlerle nice namlı kaleleri kolayca alması herkesi dehşete düşürmüştü. Nerede ne zaman görüleceği dahi tahmin edilemiyordu.

Krallar Bizans İmparatoruna gönderdikleri haberde:

‘’Şimdiye dek Rum ülkesi, düşmanın saldırısından emin bulunuyordu. Oysa birkaç yıldır İslam ordularının baskısı iyice artmış, güçleri çoğalmış durumdadır. Hisarlarımız elden giderken kilisenin yanına mescitler inşa edilmektedir. Karşı çıkmakta gevşeklik gösterirsek, cümlemizin yok olmasına onların devletinin yükselmesine yol açılmış olur. Henüz ayakları yere iyive basmadan, bu diyarda dayanakları iyice sağlamlaşmadan, atalarımızdan kalan devletlerin bayraklarını kılıçları paralamadan, ayaklarını ülkemizden kesmek başlıca işimiz olmalıdır’’, diyorlardı.

Böylece Rumeli’ne geçen Osmanlı birliklerine karşı büyük bir haçlı ordusu teşkil edilmeye başlandı.

Prof. Dr. Ahmet ŞİMŞİRGİL

 

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Required fields are marked *

*