Diriliş Ertuğrul 34.Bölüm

Ertuğrul noyanın adamları ile karşılaşır ve atını dört nala sürer. süvariler ertuğrulu kovalarlar. tankut ve adamları ertuğrulun peşinden atlarını sürmektedir.
ancak ertuğrul izini kaybettirir ve saklanır.tangut adamlarına dağılmalarını her yeri aramalarını söler. bu adamlar arasında hamza da vardır. Hamza ertuğrulu görür.
ve burda burdaaa diye bağırmaya başlar. ertuğrul koşar yine saklanır. onu bulmaları için izler bırakır. tankut ve adamları tufaya düşerler ve izleri takip ederler.
ertuğrul saklanıp onları beklemeye başlar orda yarasını sarar. adamlar gelir ertuğrul onları izler, tankut delirir. tuzağa düşmüştür. ertuğrul tuzağa düşen askerleri
teker teker öldürmeye başlar. tangut ölen askerlerini görünce yine delirir. askerlerine bulun onu bana der. askerler tekrar aramaya başlar, hamza iyice çaresiz kalmıştır.
hamza erturul ile yüzleşir sonunda teke tek kalırlar.
tangut ölen askerlerini görünce; seni ve sevdiklerini öldürmezsem kanımı toprak içsin…

hamza ertuğrulun yanına gelir-kaç altına sattın beni ertuğrul
-kardeşin bana inanmadı dedi
-gündoğdu bunları yaptı diye bize ihanet ettin der ve hamzaya girişirken tangut gelir ertuğrul diye bağırır; seni doğduğuna pişman edecem der.
ertuğrul atına atlar, attıkları oktan kurtulur ve gözden kaybolur.

hayme ana otağında dört döner, oldukça üzgündür, gündoğdu yanına gelir ve sarılırlar, hayme ana çok dertlidir. Tuğtekinin yaptıklarından, ertuğrulun
obadan gitmesinden dolayı oldukça üzgündür.
-sen kalbini ferah tut ana der gündoğdu
-dilim lal olsaydı da söylemez olsaydım der hayme ana.

halime otağında bebek eşyalarına bakıp ağlarken Selcan yanına gelir ve onu sakinleştirmeye çalışır. ama halimeyi hiç birşey tesselli edemez. ertuğrulun obadan gitmesinde
Hayme ananın de suçu olduğunu düşünür.
-Oğlunu obadan kovmaya gönlün nasıl razı geldi. beni ersiz bırakmaya gönlün nasıl razı geldi diye hiddetlenir.
hayme ana: kızım, sen ne söylersin.
halime: duymasını bilene çok şey söylerim, der. Oğlunu ertuğrulunu kendi ellerinle cehenneme attın anne.
gündoğdu: sen kimsin ki hayme anaya gündoğdu beye laf söylersin der ve hayme ana düşer baygınlık geçirir. halime şaşırır, ne yaptığını ne yapacağını bilemez..

hayme ana bir türlü kendine gelemez. artuk bey ilaç yapar verir kendisine.
-bunca keder bunca acı nasıl dayanılır.
gündoğdu: dayanırsın ana sen nelere dayandın Allah güç versin.
selcan: sana ihtiyacımız vardır hayme ana sakın bir yere gitmeyesin, der.
gökçe halimenin yanına gelir ve eğer hayme anaya bir şey olursa onu öldürmekle tehdit eder.

tuğtekin kocabaşa, abdurrahmanı kim kaçırdıysa bulacaksın bana der. korkut bey tuğtekinin bu işe karışmasını istemez, bu görevi kocabaşa verir.

Abdurrahman artuk beyin evinndedir. onu obadan çıkartmanın tek yolu kadın kılığına girmesidir. abdurrahmanın pek hoşuna gitmez ama başka çaresi de yoktur.

kocabaş alplarını toplar ve ertuğrulu alpları ile birlikte yakalama emrini verir.

artuk bey de addurrahmanı hazırlar ve geyiklinin mağarasına gitmesini alplerin onu orda beklediğini söyler.
kocabaş artuk beyin kapısını dinlerken turalı kafasına bişey atar ve dikkatinin dağıtır. kocabaş içeeri girer ve abdurrahmanı sorar, ceseti yoksa bu adam nerededir?
artuk bey de senin ve askerlerinin hatasıdır, der.

asker gelir hayme anaya, kocabaşın askerlerini hazırladığını ve ertuğrulun peşine gönderdiğini söyler. hayme ana bu duruma çok sinirlenir.
-ertuğrulu obadan gönderdiğim halde neden peşine düşerler, canına kastları mı vardır? der ve korkut beyin otağına giderken aytoluna rastlar.
aytolun: oğluna bile acımayarak obadan göndererek bir kayı annesi olduğunu gösterdin hayme ana, der.
hayme ana: ben analığımı gösteririm de ağabeyim nedense ne dayılığını ne de beyliğini gösterir aytolun.
aytolun: Korkut eby neyi ne zaman göstereceğini bilir Hayme !
Hayme Ana: Bana bak Aytolun! Benim babamın obasında sakın olaki bana bey avratlığı taslama.Seni geldiğin yere öyle bir gönderirim ki..

hayme ana gündoğdu ile birlikte korkut beyin otağına girer ve karşısına dikilir, alplerini oğlumun peşine saldığını canına kastettiğini söylerler, der.

korkut bey: benim vazifem toyun kararlarını uygulayıp obanın düzenini sağlamak değil mi hayme,
-yanlış yoldasın ağabey,birinin burnu kanarsa bunun hesabını senden sorarım.
tuğtekin gelir ne olduğunu sorar, ileri geri konuşuryine hayme ana sinirlenir.
gündoğdu: daha ilk yelde darmadağın olduk bu nasıl beraberlik dedi
hayme ana: ben evladımı bi çare obadan kovdum, peşine adam takmak ne demek?
-size ocağımı açtım ama sabrım tükendi, o hainler er yada geç buraya gelecek. inşallah bunda senin dahlin yoktur hayme der korkut bey
hayme ana çok sinirlenir hiçbir şey söylemeden gider.

geyiklinin mağarasında alpler iyice sabırsızlanır, başlarına bir hal gelmeesinden korkarlar. bi ses duyarlar ağyağa kalkar bi bakarlar ki bi kadın, şaşırırlar.
peçesini açar bi bakarlar ki Abdurrahman alp. çok sevinirler.

noyan otağında ertuğrulu elinden kaçırdığı için hayıflanmaktadır.
-sanki ertuğrulu tutmazsam her şey boşa gidecek gibi düşünürüm.. ruhlar bana ne der ulu bilge. bilge ayağa kalkıp oynamaya başlar, ruhlarla konuşur.
ve der ki; eğer ertuğrulun şah damarı kesilmez se yeryüzü onu olacaktır ve onun evlatları yeryüzünde her şeye sahip olacaktır.

ertuğrul da geyiklinin mağarasına gelir ve yaşadıklarını anlatır.
ertuğrul: artık obada noyanın bir adamı olduğuna eminim, nereye gidersem peşimdeler. onu bulmadan obaya huzur yok.
ertuğrul: artık obasısız, ya bu işi bitiricez ya da şehit olacaz.
turgut: seninle ölüme gitmek bizim için şereftir beyim.

gökçe aytolun hatunun otağına gittiğini söyler, senden halimeden uzak kalmak, bir  avuç huzur ararım abla.
halime: sence aytolun neyin peşindedir selcan?
selcan: ne pahasına olurda olsun öğrenecek. bizi en zayıf halkadan vurmak ister.

gökçe otağa gelir ve müüsade ister.
korkut bey: hoşgeldin der ve oturmasını söyler. konu bellidir. izdivaç meselesi.
korkut bey: besmele çeker ekmeği böler ve yemeği başlatır.

selcan da masayı hazırlar, hayme anayı çağırır gündoğdu da gelir ve yemeğe başlarlar. hayme ana süleyman şahı hatırlar.
hayme ana: bi zamanlar soframızda kaç kişi doyardı:
gündoğdu: o günler yine gelecek ana.
hayme ana: halime niye gelmedi:
selcan: aç değilmiş ana, uykuya daldı.
hayme ana: gökçe nerde?
selcan: aytolun yemeğe davet etti, der.
hayme ana: bir sofrada aş bir değilse o obada boyda bir değildir.

turgut alp geyiklinin evinde yemek yapar ve bakalım beğenecek misiniz, der.
ertuğrul: halime sultanan bile iyi yapmışsın, der.
doğan: valla turgut gardaş aykız bacı neler belletmiştir sana böyle, der ve yarayı deşer. pişman da olur ama söz ağızdan çıkmıştır bir kere.
ertuğrul onu sofradan kaldırmaz yemeğine devam etmeesini ister.
ertuğrul: aykız bacım şehit olmuştur, ölmemişitir, der.
turgut: bilirim beyim bilirim.
ertuğrul: bilseydin  böyle acı çekmezdin, inşallah bir gün sen de şehit olursun da kavuşursunuz.
turgut: haklısın beyim, içimden bu acıyı söküp atacam.
obadan haberleri anlatır, korkut dayımın itibarı azalmıştır, tuğtekin gökçeye aşık olmuştur, dayımın gören gözü aytolun hatundur. her bela o hatundan çıkacaktır.

gökçe kalkmak ister, ellerini öper ve otağdan tuğtekin ile birlikte çıkar.aytolun çok memnun olur. kim tuğtekine hayır derki der aytolun.
korkut bey neden bu işi bu kadar istediğini sorar,
aytolun: kayı ve dodurga boylarının birlikteliğini bu evlilik perçinleyecek, der.
tuğtekin ve gökçe yürüyerek hayme ananın otağına gelirler hayme ana şaşırır, neden bana söylemediğini sorar hayme ana
gökçe: ablama söylemiştim der.
hayme ana: bir dahakine bana da söyle gökçe der.
ahyme ana alplerin yiğitliğini anlatır ve sakın bir daha onları kırmayasın der.
tuğtekin: şunu bilmeni isterim ki ne seni ne o alpleri kırmak isterim. hayırlı geceler der ve ayrılırlar.

gündoğdu: ben sneinle ne edecem selcan, der.
-sen benim beyimsin ne edersen et.
-sana el kalkırmamam gerekirdi
-sen benim beyimsin kararını ver.
-bana eskiden yaptıklarını unutamam. aytoluna tuğtekine sebepsiz garezin nedendir.
-sebepsiz değildir beyim, der.

ertuğrul rüya görür ve rüyasında ibn arabi yolda sırda senindir der. uyanır ve beni çağırıyor ,der. alpleri kaldırır ve plan yapmaya başlar. obaya gizlice girin
ve deli demirle artuk beyle görüşün. obaya girdiğinizde her kimden şüpehelirseniz ondan gözünüzü ayırmayın. haini bulduk mu noyanı altettik demektir.
abdurrahman: ya ben beyim.
ertuğrul: seni cehennemin dibine gönderiyorum sakına yanlış yapmayasın. hamzanın da kalbini kazan, onu tekrar bize kazandır.
vakit gaza vaktidir gardaşlarım.

alpler tuğtekine gelir ve hiç birşey bulamadıklarını söyler, tekrar yola çıkın dağ taş arayın yakalarsanız sakın acımayın der.

selcan ve aytolun yine birbirlerine girdiler, dündoğdu da buna şahit oldu ve artık selcanı görmek istemediğini söyler.

abdurrahman ormanda sallana sallana yürürken tangut ve askerleri onu yakalar ve esir ederler.
hamza alpi ve noyanı aradığını söyler. Onlara biat etmeye geldiğini söyler.
tangut: biat etmenin zor olduğunu söyler. gözlerini bağlarlar.

kocabaş ve adamları ormanda dinlenirken noyanın adamları gelir onlara saldırır ve esir alırlar.

esir alınan abdurrahman noyana getirilir. noyan merakla bakar. gölzeri açılınca abdurrahmanı karşısında gören hamza gardaşım der ve ona sarılır.
haklıymışsın, süleyman şahın eevlatları için ömrümüzü boşa harcamışız der abdurrahman.
noyan: demek abdurrahman alp sensin der.
abdurrahman: günlerdir dağda sizi aradım.
noyan: güçlünün arasına hoşgeldin, der. hamza gardaşına ev sahipliği yapasın, der.
hamza: eyvallah, der.

turgut ve doğan alpler de obaya doğru hızlıca ilerlerken, noyan askerlerinin esir aldıkları kocabaş ve askerini görürler.
turgut: gökte ararken yerde bulduk, der. noyanın siyah askerlerini teker teker öldürmeye başlarlar, iki alp kahramanca vee yiğitçe
pusat savururlar. hepsini öldürdükten sonra kocabaş ve alplerinin bağlarını çözerler.
kocabaş: sağolun agrdaşlar size bir can borcumuz var, derler.

abdurrahman ile hamza sohbet ederler.
ertuğrul ve hayme ana nasıl senin infazını verirler
abdurrahman: onlar için verdiğim büütn emeklerim haram olsun, der.

turgut ve doğanı da yanlarına alan kocabaş ve alpleri obaya doğru yola çıkarlar. kocabaş buu duruma hiç memnun olmasa da çaresiz kabul eder.

turgut ve doğan istedikleri kozu elde edip obaya girme iznini kazandılar. tuğtekin ve gündoğdu obada kalmalarına razı gelir.
tuğtekin adamlarıyla yalnız konuşur ve onlara çok kızar öldürmeye gittiğiniz adamlar sizi urtarıyor büütn itibarımızı yele bir ettiler.

korkut bey gelir hayme anaya; alpleriniz dönmüş,
hayme ana: evet hem de sizin alplerinizin canını kurtararak.
korkut bey: seni kırdığımı bilirim, fakat ben derim ki bu iki oba arasında bir yuva kuralım kuralım ki kardeşliğimiz pekişsin. tuğtekin ve gökçenin yuvasını.

herkes bir yöne gitmişken ertuğrul da rüyasında gördüğü üzere emaneti almaya gider. Ertuğrul gider, gider ve gider sonunda babası Süleyman Şah’ın mezarına varır.
Önce babasının ruhuna dua eder;
Ertuğrul: Vatan neresidir diye sorduklarında atalarımızın mezarının olduğu her yer diye cevap vermiştim sana. Gün gelecek, senin mezarının olduğu bu topraklar
vatanımız olacak baba.Senin o mübarek ayağına toz bulaşan her mubarek yol, kılıcımın ulaştığı her yer her karış tıprak soyumuzun ve islam ümmetinin
vatanı olacak.Hiç tereddüt etmedim, etmeyeceğim. Senin bana dediğin gibi, yiğidin tereddüt ettiği gün diri diri toprağa girdiği gündür.
Ne beni ne de kayıları canlı canlı toprağa gömmelerine izin vericem. Ne yapacağımı çok iyi biilirim baba lakini kırılacak kalpler, akacak kardeş kanı için senden
beni affetmeni istemeye geldim.O kutlu devleti görene kadar hiç durmadan savaşacağımı bilmeni istedim.uzun yola çıkmaya hüküm giydim beyim. hakkını helal et baba.

Ertuğrul emaneti almak için kazmaya başlar. çıkardığı emanetin içini açarken İbn Arabi gelir ve başında belilir.
İbn Arabi: Emaneti ehline veririz, der.
Ertuğrul önce şaşırır sonra tebessüm eder ve ayağa kalkarak İbn Arabi’ye sarılır.
İbn Arabi: Füütvvet ehli seni bekler, vazifeyi almaya hazır mısın? der ve 34.bölüm böyle biter.

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Required fields are marked *

*