Diriliş Ertuğrul 33.Bölüm

ertuğrul hamza ve adamları tarafından kıstırılmıştır. çok zor durumdadır.
hamza: canını bağışlıyorum. lakin bir daha karşıma çıkma
ertuğrul: öldürün beni öldürün.
hamza: bi çolağı öldürmek bana yakışmaz, der bağlayın emrini verir.ertuğrulu bağlarlar ve giderler.

tuğtekin ve gündoğdu hala hamzayı aramaktadır ama bir türlü bulamazlar. izine bile  rastlayamazlar. tuğtekin delirir ve ağaçları yumruklamaya başlar.
gündoğdu onu sakinleştirmeye çalışır lakin fayda etmez.
tuğtekin: toparlanın obaya dönüyoruz, der ve elleri kolları boş obaya dönerler. tuğtekin otağa girerken gündoğduyu tersler. içeri girer ve
tuğtekin: kayının alpleri noyanın iti olmuştur. beyler konuşurken korkut bey fenalaşır ve düşer. artuk bey hemen müdahale eder. ölmez, ama dinlenmesi gerekir.

bu arada ertuğrul ipten kutulmaya çalışır, geyikli yetişir ve yarenini kurtarır. Noyanını ögedayın yanından döndüğünü ve obaya musallat olmak
istediğini söyler.

kayı obasının beyleri korkut beye dert yanarlar, dodurga beyleri de diyet isterler.

hayne ana deli idemire yeniden göçsek mi? der
deli demir: kayı için göçmek azraile koşmaktır, der.
hayme ananın otağında kayılar durum değerlendirmesi yaparken ertuğrul çıkar gelir.

hayme ana çocuklarıya yalnız konuşmak ister, herkesi dışarı çıkartır. gözlerimin içine bakın, der
been sizi bu günler için yetiştirmedim. babanız yaşıyor olsaydı sizin bu densizliğinize ne derdi. onca belayı def ederdik. ahalinin yüzüne nasıl bakacaksınız.
bundan sonra bir daha birbirinize el  kaldırırsanız, sütümü size helal etmem. kucaklaşıp helalleşin şimdi. sarılıp helalleşirler.
sonra da annelerinin elini öperler. oturup hasbihal ederler.

noyan kabilesinde kayı adamlarını etrafına toplar ve altın dağıtmaya başlar. yere eğiilip altınları alanı öldürür.
noyan: güç insanın damarlarından fışkıran şehvettir. altınsa karşısına dikilen cariyesi. siz cihanın en büyük ordusunun bir neferi olmak için burdasınız.
içinizde altına tamah isteyen varsa gelsin benden alsın. siz  altın için yola çıkmış ucuz yiğitler değilsiniz. siz cihanın gördüğü en iyi savaşçılarsınız.
şimdi de ögedayın hizmetine girmek için burdasınız. aramıza hoşgeldiiniz. bundan böyle benim bir neferim değil kan kardeşim olacaksınız, der ve elini keser, diğer kayı
askerleri de elini keser ve tasa akıtırlar noyan da tası alır ve kafasına kider lakır lakır içer.

turgut ve doğan abdurrahmanın yanına gelir ona yemek getirirler. acından ölmek üzereymiş gariban.
durumun ne olduğunu sorar. hamzanın ihanetini duyduğunu söyler. başından beri hainin o olduğunu düşünürler ama kurban abdurrahman oldu.
turgut: ertuğrul beyim oldukça biz oldukça senin kılına zarar gelmez gardaş bilesin, der.

Selcan Gündoğdu ile konuşmak ister, yanına gelir ve eline yanağını koyar ancak Gündoğdu hala Selcan’a kızgındır.

Selcan: Bu işin sonu nereye varacak? Bu gün ne yaşıyosak yaşamayan bebelerimiz yüzünden değil mi?

Benden böyle kaçarsan, bana sırtını dönersen bu işin sonu nereye varır Gündoğdu’m?

Gündoğdu: Doğmadan ölen bebelerimin acısı hala kor gibi içimde Selcan. Bi de doğup da emziremmediklerin de var.

Ben bir küçük bedeni daha toprağa vermeye dayanamam. Allah günahlarımı affetsin. Böyle  bi acıyı yüreğim kaldırmaz benim.

Selcan: Bundan gayrı bu çadırda çocuk sesi duymacaz dersin öyle mi? Ya da beni bu çadıra gömmek istersin…
korkut beyle hayme ana konuşur. dodurga beylerinin bedel istediğini onları başka türlü durduramadığıını söyler, ya da kayı alpleriniz pusat bırakmalıdır Hayme,der.
hayme ana hiddetlenir, sen bize çoban olun sürüleri güüdün dersin abi buna müsaade etmem, der.
korkut bey: o halde obadan ayrılın, der.

atlarıyla dolaşmaktan dönen ertuğrul ve halime yolda tuğtekin ve gökçeyi görürler. ve laf atışına girerler. gökçe tuğtekine gidelim der ve giderler.
halime: bir şey yapacaksın diye çok korktum ertuğrul.
ertuğrul: süleyman şah oğlu ertuğrul, olgunlaşmayan başağı tırpanlamaz.

ertuğrul alplarına korkut beyin hayme anaya söylediklerini anlatır. tuğtekini üzerimize çekicez ve onun töre bilmez bir alp olduğunu tüm ahaliye göstericez, der.

33.bölümüne damgasını vuran sahne budur ki, Tuğtekin kayı bayrağını göndere çekmek isteyen erlerin yanına gelip, bu bayrak buraya dikilmeyecek der ve direği düşürür. yetmezmiş gibi bayrağın üzerine çıkar ve çiğner
bütün ahali de bunu görür ve söylenmeye başlar, Hayme Ana ve Gündoğdu dışarı çıkarlar. Bakarlar ki Tuğtekin bütün bayrakları keser ve indirir. bayrak tam yere düşerken Ertuğrul tutar.
unutmaki bu basit bir bez parçası değildir.
söz dalaşından sonra kavgaya tutuşurlar ve hayme ana onları ayırır. Korkut Bey de tuğtekine kızar.
Ertuğrul birlik konuşması yapar.
biz niçin savaşır niçin nefes tüketiriz. sonu gelmek bilmeyen savaşlara girmemizin nedeni nedir. Atalarımızın mirasıını çiğnemek için mi yoksa o mirası başımızın üstünde tutmak için mi?
gider ve bayrağı Gündoğdu’nun eline verir ve obamızı sahipsiz bırakma ağabey, der ve obadan çıkar gider.
hayme ana da çok sinirlenir korkut beye sinirli bir bakış atar otağına gider. yavaş yavaş herkes dağılır.
Gündoğdu: Tuğtekin, ayıp ettin ayıp der ve o da gider. sonunda Gündoğdu da gerçeği görmüştür.
direği dikerler ve bayrağı tekrar göndere  çekerler.

tuğtekin babasına dert yanar, daha ne kadar beni ezdireceksin.
sukunetle bu işi halledeğiz tuğtekin.
tuğtekin: inananamıyorum sen hala onu kayırırsın. sen her zaman ertuğrulu kayırdın, hala da onu kayırırsın. bütün bunlar senin yüzünden oldu baba, ertuğrulu kayırdığın için.
korkut bey: söyle bana baba ondan korkuyor musun?
ertuğrul hiç bir zaman obanın bayrağını gönderden indirecek kadar küçülmezdi ama sen bunları göremicek kadar ahnaksın, şimdi çık dışarı hemen..
aytolun yine işlemeye başlar ince ince…
aytolun: tuğtekinin itibarı senin itibarındır. aburrahmanın defterini dür.

deli demir ertuğrulun zırhını eline bağlar.
ertuğrul: sayende çolak değil çelikten bir elim var.
kılıcını çeker ve denemeler yapar, çok güzel manevralar yapar.

abdurrahmanı çadırdan çıkarırlar. bütün kayılar toplanır karşı çıkarlar. turgut ve doğan çok sinirlenir bir askeri rehin alırlar o sırada ertuğrul gelir ve kılıçları indirmelerini söyler.
ertuğrul: bre densizler, bu gün kardeşine kılıç çeken yarın keferesini biçer bilmez misiniz?
-talimhanede infaz edilecek.
ertuğrul: toyun kararı neyse uyulacaktır, der.
turgut ve doğan ertuğrula bakarlar, beyim derler. ertuğrul: toyun kararına hürmek edicez, der.

aytolun tuğtekinin yanına gelir.
aytolun: baban abdurrahmanın infaz emrini verdi.
tuğtekin: hatasını anladı demek.
aytolun: baban bütün bi beylik olma yolunda adımlar atmaktadır, sen de sabırlı olacaksın.

hayme ana korkut beye bana sormadan ,nfaz kararı nasıl verirsin, onun kararını ben vericem.
korkut bey: kabul etmezsen ortaklık biter.
hayme ana: işinin de ortaklığının da canı cehenneme, der.

-hiç olmadığımız kadar paramparça olduk, daha ne kadar dayanacaz. abdurrahmanın ihanetine sende inanmazsın dimi
gündoğdu: kime inanacağımı ben de bilemez oldum ana
hayme ana: hiç bana ertuğrulu getir.

korkut bey: bana hesap sormaya mı gelsin.
ertuğrul: benim yiğit dayım öfkesini masum bir yiğitten almaz. ne vakit bu kadar düşüncesiz oldun sen.
ertuğrul: bu infazı durdur dayı.
korkut bey: hemen çık git burdan. bana ikimizin de pişman olacağı şeyler yaptırma.

abdurrahman atın arkasına bağlanır, bütün ahali bağırır çağırır ama fayda olmaz.
doğan: turgut, ertuğrul beyim buna izin vermez de bana.
turgut susar.
abdurrahman ata bağlı hazırda beker, herkes ordadır. doğan ve turgut iyice delirir. korkut bey emri verir. tuğtekin elini kaldırır ve gündoğdu gelir.
ertuğrul: dayı diye bağırır.
eğer infazı ertelerseniz alplerimiz pusat bırakmaya hazırdır lakin abdurrahmanın infaz kararını hayme anam versin, der.
korkut bey: madem öyle
tuğtekin: baba yapma ver şu emri, der.
korkut bey: infaz ertelendi diye bağırır.
gündoğdu: Allah razı olsun.
korkut bey: mahkumu çözün kafesine götürün, der. herkes çok sevinir tabi biri hariç, tuğtekin.

noyan obaya tepeden bakar ve onların hepsini ordumda istiyorum hamza der.
haza. vakti gelince hepsi senin için savaşacak, der.
kocabaş hamzaya dik dik bakar
noyan: merak etme hamza artık bizimledir.
kocabaş: ertuğrul birlik bozulmasın diye obayı terkedecekmiş.
noyan: sürüsünden ayrılan yaralı kuzunun sonu ne olur dersiniz?

tuğtekin abdurrahmanın yanına gelir, onu bağından çözdürür ve bıçağını çıkarır, ayağa kalk der.
bu kadar ucuz kurtulacağını mı sandın.
askerler ellerini arkadan bağlarlar, kütüğe çıkartır. boynunu kafese geçirirler.
tuğtekin: eğer uyursan, kaçmaya kalkarsan boğularak öleceksin.
içeri kimseyi sokmayın der ve gider.
kütüğe parmağının ucuyla basan abdurrahmanın ilerleyen saatlerde uykusu gelir ama dayanır.

gökçe zırhları getirir tuğtekin konuşmak ister.
bu gün benim yanıma geldin, beni sakinleştirdin, bundan gayrı gönlümden de dilimden de anlayan biri vardır çok şükür.
aytolun, tuğtekinle gökçenin görüştüğünü korkut beye söyler.
korkut bey: peki hayme ne der bu duruma.
aytolun: bu nikahla iki düğün yapılır beyim. dodurgalılarla kayının nikahı da kıyılmış olur.

deli demir turalıyı ayarlar ve abdurrahmanın çakdırına gelir. kocabaşı oyalar ve iyice zorlar, deli demir ileri gidince kocabaş ütün muhafızları çağırır
turalı da arkadan çadıra bişeyler yapar.
kocabaş içeri girer ve seni kimse düşünmez herkes seni sildi der.bi yandan da çadırı kontrol eder.
kocabaş kütüğü sarsar ve abdurrahman ile dalga geçer. sonra çadırdan çıkar. ve turalı çadıra girer.
turalı: ertuğrul beyimin selamını getirdim, der. işini görür dışarı çıkar ve çadırın arkasına benzin döker ateşi de düşürür.
askerler ateşi söndüremeye çalışırken ateş tüm çadırı sarar.Abdurrahman’ın hapis tutulduğu kafesli çadırın yandığı haberi Tuğtekin’e gelir, iyice hiddetlenir kalkar çadıra gider. Abdurrahman’ın içerde olmadığını
öğrenince deliye döner. Bunu Ertuğrul’un yaptığıını düşünür ve Ertuğrul’un otağına destursuz girer boğazına kılıcı dayar ve; seni alçak sen kaçırdın dimi? der. Herkes sofrada yemek yemektedir. Hepsi birlikte şaşkınca Tuğtekin’e bakarlar.

Gündoğdu: Bu ne densizlik Tuğtekin, kim kimi kaçırdı, ne dersin sen ?

Tuğtekin: Kafesli çadır yandı Abdurrahman da için de yok.

Hayme Ana: Doğru mu der Ertuğrul ?
Ertuğrul: Ne yangından ne Abdurrahman’dan haberim vardır Ana, Tuğtekin ve adamları emanetine sahip çıkamamıştır. İndir kılıcını. İndir kılıcını diye ikiler Ertuğrul.

Tuğtekin kılıcı çekmez Ertuğrul onu ters hareketle etkisiz hale getirir; eğer ona bişey yaptıysanız canınızı alırım, der.
Hayme Ana: Tuğtekin, bir daha otağıma böyle girersen ecelin benim elimden olur. Sana gelince Ertuğrul, bu işi yapıp yapmadığından emin değilim o yüzden bir süre obadan uzak durasın. Gün ağarınca yola çıkasın.
Tuğtekin, topla çakallarını defol, hadi..

sabah olur ertuğrulun alpları yola düşerler, onları yolda noyan ve hamza görür, noyan tangutu peşlerinden beş adamla birlikte gönderir.
turgutla doğan bu beş askeri beş dakikada hiç ederler. bu iki yiğit yola devam ederler. ertuğrul da pusatını kuşanıp onların peşinden gitmek için
obadan ayrılır.
yolda gökçe önüne çıkar nereye gidersin bu yaralı elinle der. noyan da onları izler. ertuğrul attan iner ve gökçeyi atına bindirerek obaya dönmesini söyler.
noyan gökçeyi çok beğenmiştir. hamzaya sorup soruşturur gökçeyi.
ertuğrul da atına biner ve yola devam eder. hamza tangut ve noyanın askerleri ertuğrulu arkasından yetişirler. Ertuğrul atı ile şaha kalkar ve 33.bölüm biter.

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Required fields are marked *

*