Cihat Kolları

Osman-Gazi-Cihat-Kolları

Osman Bey, Gazi Mihal de yanında olduğu halde 1313 yılında Lefke(Osmaneli), Mekece, Akhisar, Geyve ve Löbüce(Leblebici) kalelerini zaptetti. Bu fetihler sırasında Osmanlı topraklarının güney kısımları Çavdarlı aşiretinin tehdidine maruz kaldı.

Osman Gazi derhal oğlu Orhan Bey’i yanında silah arkadaşlarından Saltuk Alp ile Mihal Gazi olduğu halde Çavdarların üzerine gönderdi. Orhan Bey bu iki tecrübeli komutanın yardımıyla Karacahisar’ı yağma ve tahrip eden Çavdarları, Oynaş hisarı yakınında büyük bir bozguna uğrattı. Esir ettiği Çavdaroğlu ile pek çok adamını gazadan dönen babası Osman Gazi’ye arz etti. Osman Gazi ise; ‘’Bu zalimler Müslümanlardır. Öldürmek olmaz’’, dedikten sonra onlardan bir daha nevi hareketlere girişmeyeceklerine dair söz aldıktan sonra serbest bıraktı.

Osman Gazi 1315’te uzun süredir çeşitli aralıklarla abluka altında tuttuğu Bursa kuşatmasını şiddetlendirdi. Ancak şehrin surları son derece müstahkem olduğundan düşmesi kolay olmayacaktı. Ayrıca zayiatın fazla olduğunu gören Osman Gazi muhasarayı kaldırıp şehrin yakınına iki küçük kale inşa edilmesini emretti. Bir yıl içinde tamamlanan bu kalelerden Kaplıca tarafındakine Osman Bey’in kardşinin oğlu Aktimur, Uludağ tarafındakine ise Balabancık tayin edildiler. Bu iki muktedir komutan Bursa çevresini tamam zaptettiği gibi kaleden dışarıya hiçbir ferdi çıkarmaz oldular.

1317 yılından itibaren muzdarip bulunduğu nikris hastalığı sebebiyle seferlere çıkamayacak hale gelen Osman Gazi, kuvvetlerini muhtelif kollara ayırıp başkumandan oğlu Orhan Gazi olmak üzere ülkeler açmaya sevk etti.

ORHAN GAZİ: Yaşına göre ağırbaşlı ve vakarlı olan genç şehzade Orhan, çok geçmeden Karatekin hisarı önünde göründü. Kendi gücüne güvenen tekfur anlaşma yollarını reddedince Orhan Gazi’yi kızdırdı. Daha ilk saldırısında hisarı din yolunda savaşanlara konak, dinin yardımcılarına durak haline getirdi. Tekfur ölümcül yaralar alarak hayatını kaybederken tutsak edilen kızı ve ele geçirilen yığınla eşyası Orhan Gazi’nin huzuruna gönderildi. Karatekin’i Samsa Çavuş’un idaresine veren şehzade ise yeni fetihlerin yolunu tuttu.

AKÇA KOCA: Ayan Suyu (Sapanca) boyunda Beş köprüdeki bir mevkiyi ordu konağı edinen Akça Koca günlerini çevredeki düşmanlarının üstüne at kaldırmak onları tutsaklık zincirine vurmakla geçiriyordu. Akça Koca bu akınlarıyla ve gaza yolundaki gayretleriyle ülkede adım adım cihat yapıları kurarak Akova’ya kadar yayıldı ve nice başarılar gösterdi. Hala onun ismiyle Kocaeli adıyla anılan bölge, bu namlı yiğidin gayretleri ile İslam’a açılmıştır.

GAZİ ABDURRAHMAN: Samsa Çavuş’un İznik ve çevresine akınlarına son vermek isteyen Bizans, büyük bir kuvveti gemilerle Yalova’ya çıkarmıştı. Gazi Abdurrahman kuvvetleriyle süratle gelerek bunlara ani bir baskın verdi. Bizanslıların çoğunu kırarken, kaçıp kurtulabilenler ise denize düşüp boğuldular. İstanbul’a ancak birkaç kişi bin bir zorlukla gemilere binip güç hal ile ulaşabilmişti.

KONUR ALP: Akyazı üzerine birkaç akın yaptıktan sonra Tuz pazarını ele geçirdi(1323). Uzuncabel’de iki gün iki gece süren bir cenkle düşmanlarını püskürttü ve tekrar Tuz pazarına döndü. Fetihlerine süratle devam ederek Kiliki, Kuyucak ve Keresteci kalelerini gazilerin ocağı yapmaya koyuldu.

KARA ALİ: Aykut Alp’in oğlu Kara Ali genç bir muharipti. Osman Gazi’nin yanında bütün savaşlara katılıyor ve destanlara konu teşkil edecek muvaffakiyetler kazanıyordu. Kalo Limni adasını zaptettiğinde Osman Gazi onu kale papazının güzel kızı ile nikahlamıştı. Akıncı kollarından birinin başına geçen bu genç muharip Nifcehisar, Karagöz ve Geyve civarına yerleşerek amansız akınlarda bulunuyordu.

SAMSA ÇAVUŞ: Karatekin’e yerleştikten sonra özellikle İznik üzerine sık sık akınlarda bulunarak fethi mümkün kılmaya çalışıyordu.

MİHAL GAZİ VE TURGUT ALP: Bu iki namlı kumandan ise kuvvetlerini Bursa üzerine teksif etmişler, gece gündüz cihat hareketi ile meşguldüler.

Diğer taraftan Orhan Gazi fetih hareketine devam ediyordu. 1321’de Mudanya’yı zapt ile Bursa’nın dış dünya ile son bağlantısını da kesti.

Ardından Adrenos önüne gelerek, tekfura kaleyi teslim etmesi karşılığından topraklarında huzur içerisinde yaşama imkanlarını tanıdı. Hisarı boşaltan kale tekfuru ise dağa kaçarak Orhan Gazi’nin çekilmesini beklemeye başladı. O gidince tekrar dönüp kalesine sahip olacaktı. Ancak gaza ve cihat yolunda pek istekli ve hevesli olan genç şehzade yaya olarak dağa tırmanarak tekfurun sığındığı dağ kalesi önüne geldi. Tekfur korku ve heyecandan karşı duramayıp kaçmaya çalışırken bir kayadan yuvarlanıp paramparça oldu. ‘’Kim ki Allah’a eş koşar o gökten düşen av gibidir. Yırtıcı kuşlar onu hemen kaparlar’’, hükmü onun sonunu görenler için ibret oldu. Tekfurlarının öldüğünü görenler Orhan Gazi’nin ayağına düşerek boyun eğmek zorunda kaldılar.

Orhan Gazi, Adrenos ilini böylece eline geçirdi ki burası o günden bugüne Orhaneli namıyla anılmaktadır.

 

Prof. Dr. Ahmet ŞİMŞİRGİL

 

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Required fields are marked *

*